1 Mart 2013 Cuma

Kelebeğin Rüyası

    '' Bir adam rüyasında kelebek olduğunu görür. Uyandığında ise kendisi mi rüyasında kelebek olmuştur yoksa bir kelebek rüyasında o mu olmuştur diye karar veremez''

                                  

   Film iki genç şair Muzaffer Tayyip Uslu ve Rüştü Onur'un hayat hikayesinden yola çıkarak edebiyat, şiir , dostluk, aşk dolu bir gösteri sunuyor. Ama en çok da bir şiir dinletisi şeklinde geçiyor film.
  Filmin içeriği dopdolu. Her şeyden önce şiirle, edebiyatla dolu. Üç şairin aralarında ki konuşmaları ise en sevdiğim kısımlar. Birbirlerine şiirle, edebiyatla dokundurmalar yapmaları, ince ince giydirmeler yapmaları çok güzeldi. İki sairin dostluğu ise çok güzel verilmiş. Çok doğal bir şekilde yansıtılmış hikaye hani böyle gitmişsin de iki şairin hayatını sessizce izliyormuşsun gibi.Yılmaz Erdoğan'ın edebiyatçı kişiliği ve sinema geçmişi de filmin diğer bir artısı. Yılmaz Erdoğan'ın kendini geliştirdiği bir gerçek. Bütün filmlerini izlemiş biri olarak bu yorumu yapıyorum. Çekimler bana hem Nuri Bilge Ceylan filmlerini anımsattı hem de Fransız filmleri. Filmin hem sanatsal bir yönü var hem de her kesimden insanın sıkılmadan izleyebileceği bir düzeyde. Yıllar sonra Yılmaz Erdoğan'dan beklenen güzellikte bir film diyebiliriz.

'' Susmak, susmak ve unutmak... Unutmak mümkün değilse de belki hatırlamamak. Ne de olsa ikisi de aynı şey değil,değil mi?''


  Şahsen filmin müziklerine bayıldım.Çok etkileyici ve filmin duygusunu hemen hissetirecek kadar iyidi. Ve oyunculuklara gelirsek bir Kelebeğin Rüyası film eleştirisi olarak tarihe geçecek muhteşem cümleyi ben de kuruyorum hazır olun: Film güzel, başroller Kıvanç Tatlıtuğ, Mert Fırat ve Farah Zeynep'ten tutun da yan rollere kadar herkes şahane oynamış ama Belçim Bilgin olmamış, rolüne kart kaçmış. Fragman da bile Kıvanç ve Mert'in rolleri gereği ne kadar zayıfladıklarını görüyoruz. Sen kalkıp da onların yanına Belçim'i koyarsan Yılmaz'cığım filmin en büyük eleştirsini alırsın! Yanlarında ablaları gibi duruyordu, liseli kızı canlandıracak oyuncu mu yoktu  yahu memlekette!



  Kıvanç Tatlıtuğ çok güzel oynamış ve çok da zayıflamış. Nerede o eski oyunculukları nerede bu filmdeki hali. Kendini geliştirdiği bir gerçek. Seviyor başarılarının devamını diliyoruz efenim:)
 En büyük beğenim ve övgüm kime geliyor? Tabiki de  Mert Fırat'a! Ablam'la oyunculuğuna hayran olduğumuz Mert resmen döktürmüş, tek kelimeyle şahane oynamış. Sırf onun için bile gidip izlenilir (ki ablam onun için filmi izledi. ha bir de edebiyatçı olmasının faktörü de var tabi.) Mutlaka izleyin diyor özellikle sinemada izlemenizi öneriyorum

       Diyecekler ki arkamdan
       Ben öldükten sonra
       O, yalnız şiir yazardı
       Ve yağmurlu gecelerde
       Elleri cebinde gezerdi
       Yazık diyecek 
       Hatıra defterimi okuyan
       Ne talihsiz adammış
       İmanı gevremiş parasızlıktan...
                            Muzaffer Tayyip Uslu

spoiler----
 -Şimdi bunu söylemesem olmaz. Mert Fırat'ın canlandırdığı Rüştü Onur'un hayatı çok acıklıydı. Karısının ölmesi üzerine Mert'in oyunculuğu beni benden aldı. Sonra Kıvanç Tatlıtuğ eve geldiğinde kapıda bekledi ya hani. Ben geldim Rüştü kapıyı aç dedi sonra onun gölgesi kapı da göründü ve ağladılar. Ben nasıl ağlıyorum belli değil. Çok ama çok ince şekilde yapılan samimi bir görüntüydü o. Çok sevdim.
-Kıvanç, Mert ve Farah Zeynep'in dostluklarını çok sevdim. Onların sahneleri ayrı bir hoştu.
-Kıvanç çok yazıktı film boyunca. Şu liselilerden dayak yediği sahne ve hemen arkasından kapıda hocasıyla durduğu sahnede gidip bağrıma basasım geldi. Çok iyi oynamıştı.
spoiler----
Resimler Alıntıdır.

7 yorum:

  1. bu film bu sene londra Türk filmleri festivalinin açılış filmiydi.. girebildik mi hayır tabiki.. oyuncuları falan geldi buraya.. gittimmi görmeye hayır tabiki.. filmi festivalden sonra izleyebildim mi.. hayır tabiki..çünkü festivalin başlangıcına bizim gibi ezihhleri almıyolardı.. çünkü geldiklerinden bile haberim olmamıştı.. çünkü film çok az kaldı gösterimde.. resmen gösteripte vermediler :D:D
    ama şuvan çok fazla izleme isteğim var.. umarım tez zamanda izleyebilirim..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet gördüm resimlerini falan, epey bir gösterişli olmuş Londra'da ki galası. Hay ben onların kafalarına;oyuncuları o kadar getirmişler bari reklamını adam gibi yapsalarmış. haberin olsaydı giderdin belkim. Niye öyle kısa tutmuşlar ki gösterimde o da ayrı bir tutarsızlık!
      İzleme isteğin kaybolmadan umarım izleyebilirsin.:)

      Sil
  2. Çarşamaba günü gittim bende, şiir edasıyla izlediğim bir filmdi. Oyunların bütünlüğü biribirinden etkileyici performansları bana göre en iyi Mert Fırat' tı. Bende ablanız gibi sırf Mert Fırat için gitmiştim. Kıvanç Tatlıtuğ' u pek sevmesem de film de gerçekten üstün bir başarı gösterdi bence :)
    Etkilendiğim sahnelerden biri de son sahneydi hatırlarsanız Muzaffer ve Suzan konuşmasında polenlerden kavak ağacından bahsedilmişti iyi şey demişlerdi buna. Aslında gereksiz bir cümle ama filmin sonunda kavak ağcından uçan polenler olması çok hoştu :)
    "Aşk bahanesidir şiirin"
    Çok güzel bir yazı, emeğinize sağlık..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben daha dün akşam izledim ve vakit kaybetmeden yazıya döktüm.Aynen;Mert Fırat filmin en iyisiydi.
      Evet son sahne hoştu. Bana aynı zamanda Yılmaz Erdoğan'ın kavak ağacı takıntısını hatırlattı;hem Suzan ile Muzaffer'in konuşmasında hem de son sahnene de. Genel de Erdoğan'ın filmlerinde bir kavak ağacı muhabbetti olur:)
      ''Şiir bahanesidir hayatın''
      Teşekkür ederim hem yorumunuz için, hem de beğendiğiniz için:)

      Sil
  3. Bende gitmek istiyorum ama bir türlü kısmet olmadı inşallah bu hafta sonu gidebilirim yok gidicem ne olursa olsun zorlayacağım ve gidicem. :D
    Kıvanç Tatlıtuğ ve Mert Fırat için izlemek istiyorum bende. Belçim Bilgin'i zaten sevemem ve senin de dediğin gibi liseli kız rolüne gitmediğini görebiliyorum daha filme gitmeden. Galada yan yana geldiklerinde bile çok kart gözüküyor.
    Ellerine sağlık çingum tanıtım için. :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu arada filmin afişine öldüm bittim ben. :D

      Sil
    2. Mutlaka gitmelisin çingum sinemada izlenebilecek güzellikte bir film. Zaten filmi de izlerken sen de anlayacaksındır film tamamen Kıvanç ve Mert üzerine ve ikisi de şahane oynamışlar. Yani Belçim olmasa da olurdu diyebilirim:)
      Evet afiş gerçekten çok hoş:)
      Teşekkürler çingum yorumun için:)

      Sil